CHP Genel Başkanı
Deniz Baykal, Ergenekon soruşturmasına ilişkin iddianamenin Başbakan Erdoğan'ın, tezini sahiplendiğini öne sürdü. Danıştay cinayetini kimlerin işlediğinin bir an önce açıklığa kavuşturulmasını isteyen Baykal, bu davanın Ergenekon soruşturmasına dahil edilmesini eleştirdi.
Baykal, partisinin TBMM Grup toplantısında konuştu ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baykal, Ergenekon soruşturmasına ilişkin hazırlanan iddianameye yönelik açıklamalarda bulundu.
Yapılan açıklamadan iddianame bir darbe iddianamesi değil, terör iddianamesi olduğunu ifade eden Baykal, kamuoyunun da günlerce "Türkiye'de cuntacılara son verecek, darbecilerle tarihi bir hesaplaşmayı ortaya koyacak, Türkiye'de demokratik rejimi nihai olarak güvenceye kavuşturacak bir hesaplaşmanın yapılacağı" anlayışı içine sokulduğunu ifade etti. Herkesin konuya kredi açarak beklediğini belirten Baykal, "Ne ortaya çıktı? Günlükler, günlüklerden yola çıkılarak başlatılacak yeni sorgulamalar, bunların hiçbirisi yok. İddianame darbe iddianamesi değil. Darbe ile meşgul değil. Şemdinli'de yaşanan burada da yaşandı. Geriye ne kaldı? İddianame Van'daki iddianameye benzeyecek mi benzemeyecek mi kaldı" dedi.
İddianamede bir terör örgütünün varlığından bahsedildiğini söyleyen Baykal, şunları söyledi:
"Başlangıçta bize söylenen faaliyetlerin tümü bu örgüte bağlanamamıştır. Hrant Dink cinayeti, papazlarla ilgili cinayetler, Gazi olayları, Malatya'daki cinayet. Bunlar bağlanmamıştır. Ama gene oldukça geniş kapsamlı faaliyetleri kapsayan bir örgütle karşı karşıya olduğumuz bir örgütle karşı karşıya olduğumuz bize anlatılmaktadır. 86 sanık, terör örgütünün üyesi. İçlerinde herhalde başkanları var, yöneticileri var, temsilcileri var, büroları var. Esaslı bir örgütlenme. Dün açıklamayı yapan savcımız, "Aman ha bu terör bildiğiniz terörden değil' diye açıklama yapma gereğini duyuyor. Bu bir terör iddianamesidir ama bunda söz konusu olan terör, bildiğimiz terör değil.
-ÖCALAN'LA ELEŞTİRDİ-
Bu bir terör örgütü olduğuna göre bu örgütün de bir baş teröristi vardır. Şimdi onu şu aşamada öğrenemedik. Belki bir baş teröristi değil de, birden fazla eş baş teröristleri vardır. Belki eş başkanlık sistemi o terör örgütünde de vardır. Bunları önümüzdeki günlerde göreceğiz. Terör hangi şekliyle olursa olsun ortaya çıksın. Çok iyi olur, bundan mutluluk duyarız. Bir an önce baş teröristin ya da eş baş teröristlerin kimler olduğu ortaya çıksın. Bu mahkeme hızla sonuçlanırsa ve mahkumiyet sonuçlanırsa bence bu yeni terör örgütünün, baş teröristini ya da baş teröristlerini de bir adaya koymakta yarar var. Hangi ada diye düşünüyorsanız. Bence Yassı Ada çok iyi olur. Ama eğer, bu dava bir süre devam eder, bu süre içinde de Öcalan tahliye olur çıkarsa İmralı'da düşünülebilir."
-TERÖR KAVRAMININ İÇİ BOŞALTILDI-
Terör kavramın içinin boşaltılmaması gerektiğini söyleyen Baykal, terör kavramı konusunda herkesin çok dikkatli davranması gerektiğine dikkat çekti. Baykal, şöyle konuştu:
"İnsanlara terörist demek sadece böyle bir iddiayı ortaya koyup, bu insanların eğer kanıtlanamazsa şereflerini, haysiyetlerini rencide etmez. Ama karşı karşıya bulunduğumuz tabloda ülkeye yıllarca şerefle hizmet vermiş vatanı için gözünü budaktan esirgememiş, bütün yaşamını Türkiye'nin ulusal bütünlüğü için vermiş olan insanların, bu ithama maruz bırakılması, onların yüksek tansiyonlarını daha da yükseltir, şekerlerini yükseltir, kollestrollerini yükseltir, sağlıklarına zarar verir. Şereflerine, haysiyetlerine hiçbir zarar vermez."
-UZUN İDDİANAME HAKLILIĞIN KANITI OLAMAZ-
Baykal, Ergenekon iddianamesinin uzunluğuna dikkat çekti ve şöyle dedi:
"İddianamelerin uzunluğu iddiaların haklılığının kanıtı olamaz. Çoğu kere uzun iddianameler birbiriyle bağlantıları kurulmamış, bütünselleştirilmemiş ama bir telaş içinde her türlü iddiayı ihbarı, telefon kaydını, dinlemeyi üst üste koyarak "yahu çıkaranlar bunun içinden çıkartsın' diyerek konuya yaklaşılırsa o zaman çok geniş bir iddianame ile karşı karşıya kalınır. Önemli olan iddianamenin bütünsel, bağlantıları sağlam, iddiaları sağlam dayanaklara dayalı bir halde ortaya çıkabilmesidir. İddianamenin uzunluğu onun inandırıcılığı konusunda, rahatlatıcı bir unsur değildir. Keşke biraz daha kısa ama bir biriyle bütünleşmiş bir iddianame ile karşı karşıya olduğumuz izlenimini alabilseydik.
-KASA ÖLDÜ, YENİ KASA LAZIM-
Terör büyük olay, kolay iş değil. Devleti yıkmaya yönelik suçlamasıyla değerlendirilecek bir durum. Bu yıkacak kişiler belli. 86 tane tanık. Onlar yavaş yavaş elden avuçtan çıkıyor. Kasası gitti. Şimdi terör örgütüne kasa lazım. Bu kasayı nerden bulacağız. Buna acele kasa lazım. Tabi ek iddianame bu konuda bir umut verebilir, ona göre parası bol olanlar dikkatli olsun. Gerçi bu konuda çok dikkatli olmadıkları rahmetli Okkır'ın durumundan ortaya çıktı. Kasa diye adamcağız alındı, meğer cenazesini gönderecek imkanı dahi yokmuş."
-HİSARCIKLIOĞLU'NA KİNAYELİ ELEŞTİRİ-
Soruşturma kapsamında tutuklanan ve dün tahliye edilen Sinan Aygün'ün durumuna sevindiğini ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
"Bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. O da bu terör örgütünün çok önemli bir dayanaktan yoksun bıraktı. Sinan Aygün'ün boşluğu da kolay doldurulabilecek bir boşluk değil! Tahliye nedeniyle TOBB Başkanı'nı da kutluyorum. Sayın Hisarcıklıoğlu'yu yürekten kutluyorum. Yardımcısına sahip çıktı. Ona güvendi. Güvenmekte haklı olduğu da yargı sürecinde ortaya çıktı. Keşke, sayın TOBB Başkanımız diğer sanıklarla da ilgilenme imkanı bulsa yararı olur mu diye aklımdan geçiriyorum. Gördüğüm zaman söyleyeceğim kendisine.
-BAŞBAKANA "SAVCI' ELEŞTİRİSİ-
CHP Lideri Baykal, Ergenekon iddianamesinin Başbakan Erdoğan'ın tezini sahiplenen bir iddianame olduğunu ileri sürdü ve şunları söyledi:
"Bu iddianame Başbakan'ın tezini sahiplenen bir iddianamedir. Temel gerçek budur. Başbakanın Türkiye'de yaşanan olaylarla ilgili uzun süreden beri ortaya attığı temel tez vardı. O tezi bu zamana kadar yargı organları benimsememişti. Ama şimdi İstanbul'daki bu dava nedeniyle Başbakanın tezi yargı sisteminin içine yansımıştır. Başbakanın bu tezi Başbakan olmadan önce sahiplendiği tezdir. Kendisi, "ben bunları iktidara gelmeden önce biliyordum' demiştir. "Şimdi de bunu ortaya çıkartmaya çalışıyorum. Ama bir türlü bürokrasi benimle işbirliği yapmıyor' demişti."
Başbakan Erdoğan'ın AKP Grup toplantısında, yaptığı "Ben savcıyım" şeklindeki açıklamalarını hatırlatan Baykal, şöyle konuştu:
"Başbakanın savcı olmak istemesine ben saygı gösteririm. Savcılık şerefli bir meslektir. Başbakanın savcılığı özenmesinde hiçbir yanlış yok. Ama Başbakanın şunu hatırlaması lazım, O savcının isminin başında Cumhuriyet yazar. Cumhuriyet Savcısı. Başbakan, "Ben milletin savcısıyım' demiş. Savcılar Cumhuriyet'in savcısıdır. Avukatlar milletin avukatıdır. Başbakanın kendisine hukuk süreci içinde bir yer arayışı içine girdiğini görüyorum, Savcılıkta onu çok ilgilendiriyor. Savcılık, Başbakanlıkla bir arada gitmez. Savcıyım diye çıkacaksan, Başbakan olarak savcılık iddiası yapamazsın. İşte sen Başbakanlığı savcılıkla karıştırdığın için zaten işler buraya geldi. Hem talimat verebileceksin, hem de savcılık yaptıracaksın bu olmaz."
-DANIŞTAY CİNAYETİNİ KİM İŞLEDİ?-
CHP Lideri Baykal, Danıştay cinayetinin Ergenekon oluşumu ile ilişkilendirilmesine de tepki gösterdi. Baykal şunları söyledi:
"Danıştay cinayetini İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Sinan Aygün işledi mi işlemedi mi? Bunu bir an önce görmek istiyoruz. Danıştay cinayetini, Şener Eruygur, Hurşit Tolon işledi mi işlemedi mi? Bunu bir an önce görmek lazım. İddia bu. Ergenekon'a bir kapsam kazandırılmak istenmiş. Gerçi başlangıçta söylendiği kadar geniş tutulamamış. Gazi olayları, İbda- C'den biraz bahsedilmiş. Hizbullah'tan bilgi verilmiş. Neyse ki unuttukları bir şey var. Sivas'ta Madımak'taki yangını bunları çıkardığı iddiasını ortaya koymayı ihmal etmişler. O da olabilir! Çok boyutlu bir iddianamenin kamuoyumuzda siyasi yönlendirmeyle siyasi etkiyle genişletildiği gereksiz insanların kapsam içine alındığı kaygısı vardır. Bu kuşkunun bir an önce ortadan kaldırılması hepimizin dileğidir.
Burada gerçekten hukuk, Danıştay cinayetini bugün Ergenekon kapsamı içinde gözaltına alınanların sorumluluğu altında işlendiğini kanıtlar ise fevkalade önemli bir dönüm noktası olur. Bunu bir an önce görmeye ihtiyacımız var. Eğer böyle bir şey varsa bilelim. Danıştay cinayetini kim işletti? Paşalar mı işletti? İlhan Selçuk um işletti? Mustafa Balbay mı işletti? Sinan Aygün mü işletti? Kim işletti bunu bilelim. Eğer onlar işlettiyse yepyeni bir durum. Ama onlar işletmedi, Danıştay cinayeti Ankara'daki mahkemenin aldığı karar doğrultusunda, ilgili dairenin aldığı türban kararına tepki göstermek için, dini motiflerle bireysel davranan biri tarafından işlendi de bu dava bu hale dönüştürülmek isteniyor ise Başbakanın bu teşhisleri, o teşhisleri takip edecek hukukçuları bularak, Türkiye'nin önüne bu dava tersyüz edilerek astarı yüzüne getirilerek sunuluyorsa, işte bu vahim bir olaydır. Bu olayın altında iktidar da kalır, onun yardakçıları da kalır. Onlar işlediyse ortaya koyun. Koyamazsanız da bulunduğunuz yerde bir dakika bile kalmayın." (ANKA)
(ÇAĞ/ZG)