Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili
Muhsin Yazıcıoğlu, "Demir ve demire bağlı inşaat malzemelerindeki aşırı fiyat artışları ve kamuya inşaat işi yapan müteahhitlere bu fiyat artışlarının yansıtılması" konusunda Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle,
TBMM Başkanlığı'na soru önergesi sundu.
BBP lideri, bugün TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Erdoğan tarafından yanıtlanması için verdiği soru önergesiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Yazıcıoğlu, şunları kaydetti:
"Ülkemizde sıcak gelişmeler yaşanmaktadır. Tüm kamuoyu tek bir gündeme bağlanıp kalmamalıdır. Ülkenin ekonomisi, sosyal meseleler, dış politika, Kıbrıs davası nereye gidiyor ? Kerkük'te neler oluyor ? İşsizlik ve vatandaşımızın geçim derdi gibi çok önemli konular gözardı edilmemelidir. Gelişmeler ve dış piyasalardaki artışlardan dolayı ülkemizde de buna paralel olarak enflasyonda ciddi artışlar meydana gelmiştir. Ekonomimizin lokomotifi olan inşaat sektörü başta olmak üzere ekonomik dengeler hızla bozulmuş bundan halkımızın büyük bir çoğunluğu etkilenmiştir. Bugün müteahhitlerimiz boğulma noktasına gelmiştir ve sadece birkaç santim kalmış ki suların ağız seviyesine gelmesine. Dünyanın en büyük demir üreticilerinden biri olan ülkemiz, dünyadaki gelişmelere paralel olarak demir ihracatından ciddi gelirler elde etmiştir ki bu sevindirici bir gelişmedir. Aynı zamanda ülkemiz gelişmekte olan bir ülkedir, ekonomimizin lokomotif sektörü inşaat sektörü olması, devlet yatırımlarının büyük bir çoğunluğunun sabit fiyat, anahtar teslimi fiyatlarla ihale edilmesi dolayısıyla bu sektördeki girdilerin artması sektörü zora sokarak tıkanma noktasına getirmiştir. Örneğin Ocak 2008'de inşaat demiri 675 YTL/Ton olmasına rağmen Haziran sonu itibariyle de 1.700 YTL/Ton olmuştur. 01.01.2008'den 30.06.2008'e kadar demir fiyatlarındaki artış yüzde 150 olmuş buna bağlı olan diğer inşaat girdilerdeki artışlar da aynı oranda artmıştır. Bu artışların bir kısmını devlet "TEFE (Toptan Eşya Fiyat Endeksi) veya ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) oranında" fiyat farkı olarak ödemektedir. Ancak TÜİK tarafından hesaplanan Fiyat Endeksleri yani Enflasyon artış oranı inşaat maliyet artışlarını yansıtmamaktadır. Yani diğer parametrelerle beraber hesaplandığında demire gelen zammın çok az bir kısmı bu yolla karşılanabilmektedir. Fiyat farksız yapılan sözleşmelerde ise durum daha da vahimdir. Gelen zammın tamamı müteahhide yansımaktadır. Sadece devlete iş yapan kamu işi üstlenen müteahhitler değil sermayesinin tamamı kendi öz kaynağı olan özel müteahhitler de bu krizden etkilenmektedir. İnşaat sektörünün Gayri Safi Milli Hasıla'daki (GSMH) payının yüzde 33 olduğunu dikkate alırsak, inşaat sektöründeki durgunluk ülke ekonomisini olumsuz şekilde etkileyecektir. Sonuç olarak; İnşaat sektöründeki bu kriz sadece birkaç yüz müteahhidi etkilemez buna bağlı olarak milyonlarca çalışan işçi ve malzeme satıcılarını da etkiler. Lokomotif durunca tüm vagonların duracağı da bilinmelidir. Mutlaka bir fiyat farkı kararnamesi çıkartılmalı ve tüm sözleşmeler buna bağlı olarak revize edilmelidir ve en kısa zamanda yapılmalıdır. Geciken her gün müteahhitleri tefecilerin kucağına atmak demektir. İşlerin yarım kalması demektir. Böyle bir iyileştirmenin yapılmaması devletin yararına bir durum değildir. Zaten işler yarım kalırsa devlet bundan çok daha fazla zarar görecektir. Örneğin batacak olan müteahhitler çalıştırdığı işçinin SSK primini, vergi borcunu, ödeyeceği KDV'yi ve buna benzer devletin alacağı bütün alacakları ödeyemeyecektir. Bu vesileyle de devlet alacakları gerçekleşemeyecek ve sonuçta hem devlet zarara uğrayacak, hem de inşaat sektörüne bağlı yan sektörlerde bir yığın iflas etmiş iş adamları ve işsiz kalmış vatandaşlar oluşacaktır. İşte bu sebeple bütün sonuçları itibariyle meseleye birkaç müteahhidin zarar etmesi gibi bakılmamalıdır.''