Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, lügatlerinde bedbinlik, karamsarlık ve umutsuzluğun olmadığını belirterek, "Çünkü inanıyoruz ki her türlü gelişmenin temeli ümitvar olmaktır, geleceğe dair umutlar beslemektir. Karamsarlık, umutsuzluk, gelişmenin ve ilerlemenin baş düşmanıdır" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Vakıflar Haftası nedeniyle Altınpark Anfa Salonu'nda düzenlenen törene katıldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen törene Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, TBMM eski Başkanı ve Manisa Milletvekili Bülent Arınç katıldı.
Törendeki konuşmasına, "Vatan dediğimiz bu kutsal toprakların geçmişine, tarihine, mirasına, eserlerine sahip çıkmadan geleceğe sahip çıkamayız" sözleriyle başlayan Erdoğan, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün bu yarışı en önde götüren kuruluşlardan birisi olduğunu vurguladı. Erdoğan, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Genel bütçeden bir kuruş almadan gelirlerini tam 15 kat artırdığına işaret ederek, "Sadece bir rekor değil tarihi bir başarıdır. Bu seneki bütçesi 415 milyon YLT'dir. Bu rakam 2002'de 39 milyon YTL'dir. Bütçesinin yarısından fazlasınmı yatırıma ayıran tek kurumdur. Ekonomide, hukukta, bölgesel adaletsizliklerin giderilmesinde, kentleşmede yaptığımız restorasyonunu vakıf eserlerinde de yaptık. Bir ülkenin tarihi eserleri, vakıf varlıkları o ülkenin tapusu hükmündedir. Hükümetimiz vakıflar meselesini, ülkenin en önemli meselelerinden biri olarak görmüştür. Özellikle genel müdürlüğümüz malına, mülküne sahip çıkmıştır" dedi.
"50 BİN KİŞİYE İSTİHDAM YARATILDI"
2002 yılında vergi barışı gibi vakıf barışı yasası ile birçok hukuki ihtilafı çözdüklerini belirten Erdoğan, hem genel müdürlüğün sorunlarını aşmasına yardımcı olduklarını, hem de gelirlerini artırdıklarını kaydetti. Artık zarar eden banka bulunmadığına işaret eden Erdoğan, atıl durumdaki taşınmazları değerlendirmeye aldıklarını, yap-işlet-devret modelleriyle 2 milyar YTL yatırım yaptıklarını, 50 bin kişiye istihdam yarattıklarını anlattı. Vakıf medeniyetine duyulan aşkın, sevdanın neticesinin var olduğuna işaret eden Erdoğan, "Artık vakıf değerlerimiz gün ışığına çıkıyor, vakıf müzelerimiz büyük önem taşıyor. Vakıf eserlerinin tamamını digital ortamda sergileyeceğiz" diye konuştu.
VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BÜNYESİNDE ÜNİVERSİTE KURMA SİNYALİ
Erdoğan, bu yıl sonunda onarımı yapılmamış vakıf eseri kalmasını istemediklerini belirterek, "Türkiye'nin maddi ve manevi mirasına sahip çıkıldığı için artık el atılmayan, sahip çıkılmayan vakıf eseri de kalmayacak. Vakıf eserlerinin restorasyonu yapılmakla kalmıyor ondan sonraki süreçte de onların sürekli bakımı ve onarımı şart. Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün bir üniversitesi olsun, bu üniversitede tıp fakültesi olsun, ordan yetişen bir kuşak olsun. Edebiyat olsun ki Osmanlı edebilatını çok iyi bilen bir nesil yetişsin. O nesil vakıflara yönelik tarihimizi masaya yatırsın. Bunu sadece incelesin. Buna yönelik olarak vakıfların hazırlıkları inanıyorumki vakıflarımızın
dününü, bugününü yarınını da teminat altına alsın" dedi.
Erdoğan, tarihte Türkiye'nin önemli eserler bıraktığı ülkelerdeki eserlere de aynı sadakatle sahip çıktıklarını söyledi. Erdoğan, Balkanlardaki, Orta Asya'daki, eserlere sahip çıktıklarını anlattı.
Türkiye'nin hızlı bir şekilde geliştiğini ve değiştiğini anlatan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Toplumumuz bizden önceki o karanlık günlerde ayakta kalsaydık toplumsal yardımlaşmanın en üst seviyede olmasından kaynaklanmıştır. O yıllar insanların ülkelerinden umudunu kestiği yıllardır, ağır ekonomik krizlerin altında kalma endişesi duyduğu yıllardı. O yıllar geride kaldı. Şu an o sabrın meyvesini topluyoruz."
"HÜR TÜRLÜ GELİŞMENİN YOLU UMUT BESLEMEKTEN GEÇER"
Kendi lügatlerinde bedbinlik, umutsuzluk, karamsarlığın olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Her türlü gelişmenin yolu umutvar olmak, geleceğe dair ümit beslemekten geçer. Karamsarlık, umutsuzluk gelişmenin baş düşmanıdır. Biz emaneti devraldığımız süreyi insana ve topluma hizmet ederek geçiriyoruz. Bizlere düşen toplumla aynı istikamette olmaktır. Bize düşen siyasi yönetimi halka hizmet aracı olarak kullanmkaktır. Sadece halka değil bütün canlılara mahlukata hizmet. Çevrenin tabiatın hukukunu korumak en büyük şiarımızdır. Bizler emanet taşıyıcılarıyız. Emanete ne kadar sahip çıkabilirsek o kadar kendimizi mutlu hissederiz. baki olan kubbede hoş bir sada bırakmaktır. Biz de yolumuza devam edeceğiz. Takdir eden de zaten yüce milletimizdir" dedi.
Erdoğan, Türkiye'nin, daha çok demokrasi, adaleti, kalkınmayı hak eden bir ülke olduğunu ifade etti. Erdoğan, ekonomik ve demokratik gelişimin ülke sokaklarına, mahallalerine yansıdığını, sağlık ve eğitimin iyileştiğini kaydetti.
İktidarları dönemiroe devletin millete sahip çıktığını, millettinde büyük aşkla
devletine sahip çıktığını vurgulayan Erdoğan, "İstikrara, ülkesinin geleceğe sahip çıkmak budur. Devlet millete, millet devlete inanırsa böyle güzel şeyler ortaya çıkar. inşallah hukukun geleceğine, demokrasiye aynı şekilde sahip çıkacaktır. İnşallah bu milletin boynu bir kere daha yere eğilmeyecektir. Hep birlikte ülkeyi geleceğe taşıyacağımıza inancım tamdır" diye konuştu.