Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türk Telekom'un sabit ücret uygulamasıyla ilgili olarak, ''Bir hizmet varsa ücret olmalı, hizmet yoksa ücret de olmamalı. Bizim temel yaklaşımımız bu'' dedi. Yıldırım, "Biz vergiler üzerine kafamızı çok yoracağız. Kurum maliyet esaslı itiraz edilmeyecek alt yapı çalışmalarını tamamlayacak. Ondan sonra da tüm tarafları bir araya getireceğiz. Sonuç geldiği zaman buna kimse itiraz edemez" diye konuştu.
Yıldırım, Mobil İletişim Sistemleri ve Araçları İşadamları Derneği(MOBİSAD), Telekomünikasyon ve Enerji Hizmetleri Tüketici Hakları ve Sektörel Araştırmalar Derneği (TEDER) ile Tüm Telekomünikasyon İş Adamları Derneği (TÜTED) tarafından düzenlenen "Mobil Telekomünikasyonda Kayıt Dışı ve Yansımaları" paneline katıldı. Yıldırım, burada yaptığı konuşmada, 5392 sayılı yasa ile telekominikasyon sektöründe kayıt dışı telefon sorununu büyük ölçüde önlediklerini anlattı. Çok basit, uygulaması çok kolay bir düzenleme yaptıklarını ifade eden Yıldırım, bu yönde çok ciddi yüzde 80'ni aşan iyileşmeler olduğunu ifade etti. Kayıt dışılığın yol açtığı ekonomik bir kayba işaret eden Yıldırım, 15 milyar dolar civarında bir kayıt dışı miktarın kayıt içine alınarak ekonomiye kazandırıldığını bildirdi. Söz konusu yasadan önce haksız bir rekabet olduğunu ifade eden Yıldırım, Mobil cihazları satan, garantisini yapan, bakımını yapan MOBİSAD bünyesindeki bütün satıcılar üzerindeki şahibenin kalktığını söyledi. Yıldırım, bu kanunun, uygulamanın işe yaradığını, başarıyla hayata geçtiğini sözlerine ekledi.
Yıldırım, "Gönül ister ki her vatandaş işini düzgün yapsın. Dünya kadar yazılım, alt yapı oluşturmayalım. Şüphe esasına göre ülke yönetilmez. Her vatandaş suç işleyecekmiş gibi görerek, biz bu ülkeyi ileri götüremeyiz. Bilişim sektörü geliştikçe, bilgi toplumuna geçilirse hiçbir düzenlemeye ihtiyaç yok. Hiç kimse kayıt dışı bir iş yapamaz. Ne siyaset, ne ticaret, hiçbirşey kayıt dışı olmaz" diye konuştu.
Türk Telekom'un sabit ücret uygulaması ve bu konudaki tüketici itirazına değinen Yıldırım, sabit ücretin Türk Telekom'un 167 yıllık tarihinden bu yana uygulandığını kaydetti. Yıldırım, şöyle konuştu: "Birden bire mi bu tüketici bilinci gelişti. Bir hizmet varsa, bir ücret de olmalı. Bu konuda kurumun yapacağı, bizim yapacağımız işler var işletmelerin yapacağı işler var. Kurum gerçek maliyetleri hesap edecek hale gelecek. Her şey ölçülebilir hale gelecek. Sistemin kayda girmesi lazım. Türk Telekom'un geçmişinden dolayı maliyetinin yüksek olduğunu biliyoruz. Bütün bunları vatandaşın sübvanse etmesini de kimse beklemesin. Eskiden mecburi sübvanse ediyordu. Ama şimdi seçenekler var. Türk Telekom bir milyon abone kaybetmiş iki yıl içinde. Millet alternatifini bulmuş. Biz vergiler üzerine kafamızı çok yoracağız. Yoruyoruz. Başladık. Kurum maliyet esaslı itiraz edilmeyecek alt yapı çalışmalarını tamamlayacak. Ondan sonra da tüm tarafları bir araya getireceğiz. Sonuç geldiği zaman buna kimse itiraz edemez. İşletmelerimiz de yaşayacak. Vatandaşlarımız da hizmet almaya devam edecek"
"KAYIT DIŞI MOBİL TELEFON KONUSUNDA EN RADİKAL UYGULAMA"
Telekomünikasyon Kurulu Başkanı Tayfun Acarer ise, kayıt dışı mobil telefon konusunda belki de en radikal uygulamanın şu ana kadar yaptıkları kara liste kontrolü yerine, beyaz liste kontrolü uygulamasına geçmek olacağını belirterek, bu konuda şimdiden GSM operatörlerinin hazırlık yapmasını istedi. Acarer, bu şekilde bir makinenin en hızlı ve kolay şekilde kayıt dışı olup olmadığı çok kısa süre içinde tespit edilecektir" diye konuştu.
Acarer, kayıt dışı telefon sisteminde güzel bir iş birliği yapıldığını ve bunun devam ettiğini söyledi. Kanunun 13 Temmuz 2005'te çıktığını, uygulanmasına 13 Aralık 2005'te başlandığını hatırlatan Acarer, "2,5 yılı aşkın bir süre geçti. Bu konudaki Iceberg'in altı gözüktü. Şu anda Türkiye'de 94,3 milyon telefon kayıt altında. Kanunun çıktığı 13 Temmuz 2005'te ise kayıtlı telefon sayısı 18,5 milyondu. Geçen 2,5 yıllık süre içinde 76 milyon telefon kayıt altına alındı" diye konuştu.
Acarer, 2,5 yıllık süreçte Türkiye'ye kayıt dışı yöntemlerle mobil telefon makinesi sokmak konusunda, aklının ucundan geçmeyen pek çok yöntemin uygulandığını gördüklerini, hala bu yöntemlerin uygulandığını, kurum olarak bu konuda mücadele ettiklerini ve etmeye devam edeceklerini söyledi.
Acarer, basın dahil, tüm kuruluşlardan ricasının teknolojik gerçekler ile uyuşmayan veya popülist içerikli ifadelerden kaçınmaları olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu hususlarda dikkat etmezsek toplum yanlış yönleniyor. Örneğin Türkiye'deki elektro manyetik sınır değerleri Avrupa ülkelerinin dörtte biri olmasına rağmen, hiçbir ülkede görülmedik oranda baz istasyonlarına karşı fiziksel tepki gösteriliyor. Maalesef bu konuda söylenenler hiçbir bilimsel veriye dayanmadığı halde, bazı bilim adamları dahil halk tahrik ediliyor."
Acarer, son dönemlerde özellikle dinlenme ve izlenme konusunda toplumda bir paranoya meydana geldiğini savunarak, "(İşte beni dinliyorlar, izliyorlar) deniliyor. Bu fiziksel olarak, mantıksal olarak da mümkün değil. Türkiye'de 70 milyon insan varsa 70 milyon da dinleyici lazım. Belki bunun da etkisiyle ilgili birçok kuruluş, hatta kişi Jammer veya karıştırıcı cihazlar kullanmaya başladı veya mevcut Jammer'lerinin gücünü artırmaya başladı. Unutmayın, bozma, karıştırma sahası genişledikçe başkalarının haberleşme hak ve hürriyetine zarar verirsiniz" diye konuştu.
Konuşmaların ardından, MOBİSAD, TEDER VE TÜDET Başkanları Yıldırım'a sektöre yaptığı katkılar nedeniyle teşekkür plaketi verdi.