Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Cemil Çiçek, milletvekillerinin yaptıkları konuşmalardan dolayı mensubu olduğu partinin kapatılma durumu ile karşı karşıya kalmasını, "millet iradesi; yirmidört saat, üçyüzatmışbeş gün iddia makamının nezaretinde olacaktır" şeklinde değerlendirdi. Çiçek, "Yani biz ve siyasi partiler, denetimli serbestlik altındaki bir eski hükümlü durumunda olacağız" diye konuştu.
Bakan Çiçek'in, Anayasa Mahkemesi'nde yaptığı sözlü savunma AK Parti'nin internet sitesine konuldu. Çiçek, sözlü savunmada, Türkiye'nin kavram terörüne maalesef kurban edildiğini belirterek, "Yabancılar Türk halkına güveniyor ama biz birbirimize güvenmiyoruz" dedi. Çiçek, ülkenin her sorununu yasa ile ve yasaklarla çözmenin de mümkün olmadığına işaret etti.
Çiçek, Başsavcının iddianamede, asılsız haberleri iddianameye dönüştürmek, hukukun evrensel kuralları ve hukuk devletinin sağladığı hukuki güvenceleri ihla ettiğini ifade etti. Davada uygulanacak kurallara uyulmadığına işaret eden Çiçek, iddianamede aslı olmayan haberlerin delil olarak kullanıldığını örnekleri ile anlattı. Çiçek, "Hukuk devletinde iddia makamı iddialarını, gerçek delillere dayandırmak zorundadır. Asılsız haberleri iddianameye dönüştürmek, hukukun evrensel kuralları ve hukuk devletinin sağladığı hukuki güvenceleri ihlal etmek demektir" dedi.
Çiçek, Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın iddianamede öne sürdüğü iddiaları ise teker teker yalanladı. Çiçek, "Devlet kadrolarının İslâmi bir yapıya dönüştürülmesine matuf olarak Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosunda görev yapan çok sayıda memurun, hastane yöneticiliğinde görevlendirildiği" iddiasının yanlış olduğunu ifade etti. Çiçek, AK Parti hükümetine yönelik kadrolaşma ithamının hiçbir dayanağı olmadığına işaret edilerek, "İddianamede kadrolaşma iddiaları ile ilgili olarak ileri sürülenler kamu personel rejimi açısından dayanaksızdır. Personel hukukunda kamu görevinin gerektirdiği nitelikler ve statüler Anayasa ve kanunlarla düzenlenmiştir" diye konuştu.
Çiçek, başsavcılığın, iddianamedeki, "Devlet kadrolarında siyasal İslamcı bir yapının oluşturulması, özellikle üst düzey atamalarda liyakat ve kariyer yerine dini inanç ve aidiyetin ölçüt olarak öne çıkarılması" iddiasının gerçek dışı olduğunu vurguladı. İçki yasağının yaygınlaştırılması ile ilgili iddiaların gerçek olmadığını ifade eden Çiçek, "Türkiye'de içki imalat, satış ve içilmesi yasak değildir.
Sadece içki imalatı ve satışına dair belli kurallar vardır. AK Parti, içki yasağı koyan veya içki kulanımını sınırlayan bir yasal düzenleme yapmamıştır" dedi.
Çiçek, AK Parti'nin hiçbir zaman sistemi tartışmaya açmadığına işaret ederek, şunları söyledi: "Yaklaşık altı senedir iktidarda olan AK Parti sistemi tartışmaya açmış olsaydı bunu sadece iddia makamı değil, herkes duyar ve bilirdi. Açılmamış ve yaşanmamış bir tartışmadan insanların ayrışıp kamplara bölünmesi de mümkün değildir. Türkiye'nin yeni bir Anayasaya ihtiyacı olduğunu vurgulamak ve bu konuda çalışma yapmak ise, bu, sistemi tartışmaya açmak değildir. Türkiye'nin yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç duyduğu, herkes ve her kesim tarafından dile getirilen ve üzerinde çalışmalar yapılan bir konudur."
AK Parti'nin ilgili ilgisiz her konuda dini inançları referans göstererek, bireylerin laik olamayacağını savunduğunu vurgulayan Çiçek, "laik inanca sahip olanları dinsizlikle eşdeğer tutmak suretiyle toplumda laik-antî laik bir kamplaşma yarattığı" iddiasının asılsız olduğunu kaydetti.
Çiçek, AK Parti veya üyelerinden hiç kimsenin, hiçbir konu veya olayla ilgili dini referans göstermediğini söyledi. AK Parti Meclis Grubunun katkılarıyla çıkarılmış hiçbir kanunda, dini referanslı düzenlemeler yapılmadığına dikkat çeken Çiçek, "İddia makamı dahil hiçbir kimse bunun aksini ispat edemez" dedi. Çiçek, AK Parti'nin hiçbir yetkili organı veya hiçbir parti üyesinin "laik olduğunu söyleyen bireyleri dinsizlikle eş değer tutan" bir anlayışın veya bir kabulün veya bir iddianın hiçbir zaman sahibi olmadığının altını çizerek, "Bu yönde partimize isnat edilebilecek hiçbir eylem veya beyan yoktur" dedi.
"AK PARTİ HİÇBİR PARTİNİN DEVAMI DEĞİL"
Çiçek, AK Parti'nin hiçbir partinin devamı olmadığını, iddia makamının geçmişte kapatılmış kimi siyasi partilerle AK Parti arasında ilişki kurmaya çalışmasını, hukuksuz ve beyhude bir gayret olarak değerlendirdi. Çiçek, şöyle devam etti:
"AK Parti'nin başka bir partide "liderlik mücadelesi veren bir ekip tarafından kurulduğu" iddiası, AK Parti'yi başka bir partinin devamı yapmaz. Tıpkı CHP'den ayrılan Celal Bayar ile Adnan Menderes ve arkadaşlarının Demokrat Parti'yi kurmaları, Demokrat Parti'yi CHP'nin devamı yapmadığı gibi, tıpkı CHP Genel Başkanlığı yapmış Bülent Ecevit'in DSP'yi kurması, DSP'yi CHP'nin devamı yapmadığı gibi, AK Parti'yi kuran lider kadronun FP'de siyaset yapmış olması da AK Parti'yi FP'nin devamı yapmaz."
"YASAMA DOKUNULMAZLIĞI İHLAL EDİLİYOR"
Çiçek, iddianamede yasama sorumsuzluğu kapsamındaki oy verme ve yapılan konuşmaların kapatma davasına delil olarak sunulmasını eleştirerek, bunun yasama sorumsuzluğunu temelden zedelediğini ve örgütlenme açısından olumsuz bir tesir icra ettiğini kaydetti. Çiçek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bir sorumsuzluk ki milletvekiline kolaylık getiriyor, kendi görevinin ifası noktasında bir imkan sağlıyor da partisini sıkıntıya soruyorsa o sorumsuzluğun aslında milletvekiline çok fazla bir yararı da yoktur, ve anlamı da kalmıyor.
Çünkü benim şahsımı koruyor, partimi riske sokuyorsa ben zaten bu görevimi yeteri kadar yerine getiremem. Çünkü millet iradesinin büyük ölçüde siyasete yansıması partiler aracılığı ile oluyor. Araç ortadan kalktıktan sonra benim zaten görev yapabilme imkanım da ortadan kalkıyor. Meclis çalışmaları sırasında yaptığım bir konuşmadan veya verdiğim bir tekliften dolayı eğer mensubu olduğum parti ha bugün kapatılıyor ha yarın kapatılıyor endişesini taşıyorsam o zaman yapacağım iki şey vardır. Ya susmak, ya da suya sabuna dokunmayan, vaziyeti kurtaran çalışmalarla durumu idare etmek. Bunun bir başka sıkıntısı daha vardır. Eğer mutlak sorumsuzluk kapsamında bulunan bu konuşmalarımdan ve yaptığım çalışmalardan dolayı mensubu olduğum parti kapatılma durumu ile karşı karşıya olacaksa millet iradesi yirmidört saat, üçyüzatmışbeş gün iddia makamının nezaretinde olacaktır. Yani biz ve siyasi partiler denetimli serbestlik altındaki bir eski hükümlü durumunda olacağız. Meclisteki konuşmalar da buraya getirilebildiğine göre; biz, partimiz, bütün diğer siyasetçiler ve siyasi partiler tehdit altında olacağız demektir. Diğer yandan, kendisi için sorumluluk doğurmayan konuşmalar partisi için sorumluluk doğuruyorsa kendisi de bundan etkileniyor demektir. Mesela , ben mecliste bir konuşma yapıyorum, bu, yasama sorumsuzluğu kapmasına giriyor. Her türlü cezai müeyyidelerden kurtulmuş oluyorum, herhangi bir dava açılamıyor, tahkikat yapılamıyor, ama benim o konuşmalarımdan dolayı partim kapatma noktasına geliyorsa, hem ben, hem de partim kapatmanın sonuçlarından doğrudan ve dolaylı olarak etkilenebilecek demektir."