Ankara Ticaret Ordası(
ATO)'nın yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye'de milli gelirdeki büyüme tüketim harcamalarındaki artışla gerçekleşti, tüketimdeki artışın kaynağını ise borçlanma oluşturdu. Türkiye'de Gayri Safi Yurt İçi Hasıla(GSYİH)'nın yüzde 71'i
hanelerin tüketim harcamalarından oluştu. Bu oran Avrupa ortalaması olan yüzde 57 ile dünya ortalaması olan yüzde 61'in üzerinde.
Ankara Ticaret Odası'nın(ATO), Dünya Bankası, Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (EUROSTAT), Merkez Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgiye göre, IMF'ye verdiği tahahhütler nedeniyle, başta maaşlar olmak üzere sağlık ve eğitim harcamalarını kısan Türkiye'de büyüme, yatırımlar yerine hanelerin tüketim harcamalarıyla sağlandı. Hanelerin tüketim amacıyla bankalardan aldıkları kredi 2007 yılı sonunda bir önceki yıla oranla yüzde 42.6 artış gösterdi.
HANELER HARCADI, MİLLİ GELİR ARTTI
2007 yılı, harcamalar yöntemiyle Gayi Safi Yurtiçi Hasıla gelişme hızlarına bakıldığında, milli gelir yüzde 4.5 büyürken, hane halklarının tüketimi yüzde 4.6 ile milli gelirin üzerinde bir artış gösterdi. Devletin tüm tüketim harcamalarındaki artışın yüzde 2.8 olduğu 2007 yılında, maaş ve ücretlerdeki artış yüzde 1.1, yatırımlardaki artış yüzde 3.3 oldu. 2007 yılında 605 milyar YTL tüketim gerçekleştiren haneler, yaptıkları bu tüketimle büyümeye 3.2 puanla en büyük katkıyı sağladılar.
Türkiye'de gerçekleşen hanehalkı tüketim harcamalarının milli gelir içinideki payı dünya ve Avrupa ortalamalarının üzerinde. Türkiye'de yaratılan Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın yüzde 71'i hanehalkının tüketimiyle oluşurken, bu oran Avrupa ortalaması olan yüzde 57 ile dünya ortalaması olan yüzde 61'in üzerinde. Ülkelerde kişi başına gelir yükseldikçe, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'da hanehalkı harcamalarının payı düşüyor. Hane halkları harcamalarından artan gelirlerini tasarruf gibi amaçlarla değerlendirebiliyor. Kişi başına gelirleri düşük ülkelerde ise, gelirlerin önemli bölümü harcamaları karşılamaya ancak yetiyor. Bu nedenle de Gayri Safi Yurtiçi Hasılada hanehalkı harcamalarının payı yükseliyor.
KAĞIT ÜZERİNDE ZENGİN TÜRKİYE, HARCAMA İTİBARİYLE FAKİR
Dünya Bankası verilerine göre, Türkiye kişi başına düşen 9 bin 333 dolarlık milli gelir ile üst orta gelir grubu içinde yer almasına rağmen, milli gelir içindeki hanehalkı tüketiminin payı, düşük gelirli ülkelere benziyor. Düşük gelir sınıflandırmasına dahil olan çeşitli ülkelerde hane halkı tüketiminin GSYİH'daki payları şöyle: "Afganistan'da yüzde 110, Gambiya'da yüzde 96, Etyopya'da yüzde 94, Haiti ve Burundi'de yüzde 91, Ruanda, Sierra Leone ve Togo'da yüzde 85, Senegal'de yüzde 80, Gana'da yüzde 79, Benin ve Madagaskar'da yüzde 78, Uganda ve Burkina Faso'da yüzde 77, Bangladeş'te yüzde 76, Mali'de yüzde 75, Kenya'da yüzde 74, Zimbabwe'de yüzde 72."
Türkiye'nin de dahil olduğu üst orta gelir grubunda, Macaristan, Polonya, Litvanya, Letonya, Slovakya, Kazakistan, Rusya Federasyonu gibi bir kısmı AB üyesi ülkeler yer alıyor. Kişi başına geliri 3 bin 596 dolar ile 11 bin 115 dolar arasında değişen bu ülkelerde, hanelerin tüketim harcamalarının milli gelir içindeki payı ortalama yüzde 63 ile Türkiye'den düşük seviyede. Hanelerin tüketim harcamalarının milli gelir içindeki payı Macaristan'da yüzde 64, Polonya'da yüzde 62, Litvanya'da yüzde 65, Letonya'da yüzde 65, Slovakya'da yüzde 57, Kazakistan'da yüzde 46, Rusya Federasyonu'nda yüzde 50 düzeyinde.
ZENGİNLER TASARRUFA KAYNAK AYIRABİLİYOR
Kişi başına geliri 11 bin 116 doların üzerinde olan üst gelir grubuna dahil ülkelerde, vatandaşların harcamalarına gelirinin bir kısmı yeterken, kalan kısmı da yatırımlara kaynak olarak ayrılabiliyor. 2007 Dünya Gelişmişlik Göstergelerine göre en yüksek kişi başı gelire sahip Lüksemburg'da milli gelirin sadece yüzde 36'sı haneler tarafından harcanıyor. Hane halkları, gıda, giyim, konut, enerji, ev eşyaları, ulaştırma, haberleşme, eğitim, sağlık gibi satın aldığı tüm mal ve hizmetleri kapsayan tüketim harcamaları yaparak GSYİH'da büyümeye katkı sağlarken, bu harcamaları da borçlanarak yaptı. 2007 yılı sonunda, bir önceki yıla göre tüketim harcamaları cari fiyatlarla yüzde 13.2 artan hanehalklarının kullandıkları kredi miktarı da bir önceki yıla göre yüzde 42.6 artış gösterdi. Hane halkları 2006 yılı sonunda bankalardan ve finansman şirketlerinden aldıkları, konut kredisi hariç bireysel kredi miktarı 27.8 milyar YTL iken, 2007 yılı sonunda bu rakam 39.6 milyar YTL'ye ulaştı.
Hanelerin tüketimleri için bankalara borçlanmaları 2007 yılında da büyük bir hızla artarken, en yüksek artış yüzde 65.6 ile dayanıklı tüketim malları, mesleki amaç, eğitim, tatil gibi amaçlarla kullanılan ihtiyaç kredilerinde yaşandı. 2006 yılında haneler ihtiyaçları için 17.6 milyar YTL kullanırken, 2007 yılında bu rakam 11.5 milyar YTL artarak 29.2 milyar YTL'ye ulaştı. Böylelikle, tüketim amacıyla alınan kredilerin dörtte üçünü yani yüzde 75'ini ihtiyaç kredileri oluşturdu. Bu oran 2006 yılında yüzde
63.3 idi.
ATO Başkanı Sinan Aygün, GSYİH artışına en büyük katkıyı hanehalkı harcamalarının yapmasının ekonomideki sıkıntıları da gün ışığına çıkardığını belirterek, şöyle konuştu: "Tüketim harcamalarına dayalı büyüme sürdürülebilir bir büyüme değildir. Zaten haneler bankalara, özel sektör de yurtdışına borçlanıyor. Borç yiyen kesesinden yer. Bu borçlar elbettte ödenecek. Ödemeler sırasında harcamalar da düşecek, bu da ister istemez büyümeye olumsuz bir şekilde yansıyacak. Düşük tasarruf oranının, düşük kur politikasıyla birleştiği ekonomide zaten sağlıklı büyümeden söz etmek mümkün olmaz."