AKP, hakkında açılan kapatma davasında siyasi yasak getirilmesi istenen Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül'ü, "Tarafsız Cumhurbaşkanı siyasi parti davasına dahil edilemez" diyerek savundu.
Savunma metninde Cumhurbaşkanı Gül hakkında şöyle denildi:
"Parlamenter sistemlerde, devlet başkanının siyasi sorumluluğu olmadığı için de Cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisi veya başka bir organ tarafından görevinden uzaklaştırılması mümkün değildir. Görevde bulunan bir Cumhurbaşkanı için yaptırım istenmesini hukuki bir temele bağlamanın imkanı yoktur. Cumhurbaşkanı ancak vatana ihanetten dolayı, TBMM üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır. "Suçlandırma' kavramı, yalnızca ceza hukuku anlamındaki suçu değil, aynı zamanda tüm kamusal yaptırımları içerir. Parti kapatmada da tarafsız Cumhurbaşkanın sorumluluğundan söz edilemez. Cumhurbaşkanının eskiden üyesi olduğu partinin kapatılması sürecine dahil edilmesi ve hakkında beş yıllık parti yasağı talep edilmesi Anayasaya açıkca aykırıdır"
-"GÜL'E ATFEDİLEN EYLEM VE BEYANLARIN LAİKLİKLE İLGİSİ YOK"
AKP hakkında açılan kapatma davasının iddianamesinde Cumhurbaşkanı Gül'ün beyanlarının laikliğe aykırı olduğu şeklindeki değerlendirmelere katılınmadığına dikkat çekilen ön savunmada şöyle denildi:
"Abdullah Gül'e atfedilen eylem ve beyanların laiklikle de hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. İddianamede, "Fethullah Gülen isimli cemaat liderinin yurt dışında kurduğu okul bir ticari şirket olarak değerlendirilip temas ve ilişki kurulması Abdullah Gül'ün başında bulunduğu Dışişleri Bakanlığı'nın bir genelgesi ile Büyükelçilerimizden istenildiği' ve bir başka genelge ile "Almanya ile imzalanan Güvenlik İşbirliği Anlaşması'nda Avrupa Milli Görüş Teşkilatı'ndan köktendinci terör örgütü olarak söz edilmesine rağmen, bu teşkilat mensuplarının yurtdışındaki vatandaşlarımızın sorunları ve milli konularda dış temsilciliklerimizce gerçekleştirilen faaliyetlere katkıda bulundukları belirtilerek bu örgütle temas ve işbirliği kurulmasının istenildiği' iddia edilmektedir. Sözü edilen genelgelerle, adı geçen cemaat veya teşkilat ve ilişki kurulması yönünde bir talimat verilmemiştir. İddianamenin ekinde sunulan genelge fotokopilerinin incelenmesi halinde görüleceği gibi, bahsi geçen dernek, vakıf ve okulların faaliyetleri ve tutumlarına bağlı olarak ve yerel koşullar çerçevesinde temas ve işbirliğinde bulunma konusunun misyon şeflerimizin takdir yetkisi içinde bulunduğu hatırlatılmaktadır."
-İŞTE, GÜLEN'İN OKULLARINI ZİYARET EDENLER
Ön savunmada Cumhurbaşkanı Gül savunulurken, Fethullah Gülen'in okullarını ziyaret eden eski devlet başkanları, bakanlar ve askarler sıralandı. İşte, Gülen'in okullarını ziyaret edenler:
"Cumhurbaşkanlarımız (Turgut Özal ve Süleyman Demirel), TBMM Başkanlarımız (Mustafa Kalemli ve Hüsamettin Cindoruk), Başbakanlarımız (Turgut Özal, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit), Dışişleri Bakanları dahil bakanlarımız (Şerif Ercan, Ahat Andican, Cumhur Ersümer, Necdet Menzir, Refaiddin Şahin, İstemihan Talay, Enis Öksüz v.s), Yargıtay Başkanımız (Müfit Utku), Milletvekillerimiz (Murat Sökmenoğlu, Hasan Korkmazcan, Hayri Kozakçıoğlu, Yıldırım Akbulut, Nevzat Ercan, Masum Türker, Haydar Yılmaz, Lütfullah Kayalar, Onur Öymen v.s.) ile diğer devlet adamlarımız (Alpaslan Türkeş, emekli Tümgeneral Prof. Dr. Ömer Şarlak, eski Hava Kuvvetleri komutanı Orgeneral Halis Burhan v.s)" (ANKA)
(YG/ZG)