"Adana Kent Sorunları Sempozyumu" Başladı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Günümüzde Kentsel Dönüşüm ile Konut Üretiminin Amacından Farklı Biçimde, İnşaat Sektörü Üzerinden Ekonomiyi Canlandırmaya Yönelik Bir Siyaset Olarak Sunulduğunu Belirterek, "Uygulanan Kentsel Dönüşüm Projeleri, İhtiyacımız Olan Kentsel Yenileme ve Dönüşüm Taleplerimize Yanıt Değildir" Dedi. 

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, günümüzde kentsel dönüşüm ile konut üretiminin amacından farklı biçimde, inşaat sektörü üzerinden ekonomiyi canlandırmaya yönelik bir siyaset olarak sunulduğunu belirterek, "Uygulanan kentsel dönüşüm projeleri, ihtiyacımız olan kentsel yenileme ve dönüşüm taleplerimize yanıt değildir" dedi.

Seyhan Oteli'nde düzenlenen "Adana Kent Sorunları Sempozyumu"nun açılışında konuşma yapan Soğancı, TMMOB'nin, kent yaşamını ilgilendiren imar, kültür ve turizm, çevre, kamu yönetimi ve yerel yönetim sistemini düzenleyen yasaların eksiklik ve yetersizliklerinden bahsetti. Soğancı, "Biz ülkemizin korunmasını, sanayileşmenin çevreyi ve doğayı tahrip etmeden gerçekleştirilmesini istiyoruz. Kentsel mekanın, toplumsal yarar ve kullanım değeri ilkesi etrafında üretilmesi-paylaşılması ve doğal-kültürel varlıkların koruma-kullanma dengesi içerisinde yaratılmasını istiyoruz" diye konuştu.

Günümüzde kentsel dönüşüm ile konut üretiminin, amacından farklı biçimde, inşaat sektörü üzerinden ekonomiyi canlandırmaya yönelik bir siyaset olarak sunulduğunu savunan Soğancı, şunları kaydetti:

"Üzerinde çokça oynanan, sürekli değiştirilen ve temel hedefi sermaye gruplarına rant aktarmak olan 'Kentleşme, planlama, imar, yapı ve afet yasaları' çalışmaları bu amaçlarından mutlaka uzaklaştırılmalıdır. Bu konular tam bir bütünsellik içinde ve tutarlı bir yasal düzenlemeler perspektifinde yapılmalıdır. Meclis gündeminde olan kentsel dönüşüme ilişkin yasal düzenlemeler ve bazı belediyelerce de uygulanan kentsel dönüşüm uygulamaları, ihtiyacımız olan kentsel yenileme ve dönüşüm taleplerimize yanıt değildir. Türkiye'nin genelinde kentleşme sürecinde yıllardır devam eden plansızlık ve denetimsizlik, yanlış arazi kullanım politikaları, kaçak yapılaşma ve imar affı süreçleriyle de beslendiğinden sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir kentler oluşturulamamıştır. Plansızlığın ve denetimsizliğin ağır sonuçları, özellikle depremlerin yol açtığı felaketler ve yakın zamanlarda yaşanan sel, heyelan, bina çökme örnekleri ile de gözler önüne serilmiştir." Rantın, yağmanın kıskacına sokulan kentlerde doğal ve kültürel değerlerin yok edildiğini, kamu arazilerinin elden çıkarıldığını ifade eden Soğancı, "Kentsel kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, kentlerin imar, planlama, alt yapı, ulaşım, çöp, su, atık su gibi hizmetlerindeki yolsuzlukların artması, rant ve rüşvetin yaygınlaşması insanı ön plana alan çağdaş kentlerin oluşmasının önündeki en büyük engeller olarak görülmektedir. Üzerinde çokça oynanan, sürekli değiştirilen ve temel hedefi sermaye gruplarına rant aktarmak olan 'Kentleşme, planlama, imar, yapı ve afet yasaları' çalışmaları, bu amaçlarından mutlaka uzaklaştırılmalıdır. Bu konular tam bir bütünsellik içinde ve tutarlı bir yasal düzenlemeler perspektifinde yapılmalıdır. Büyük kentlerin su havzaları, yeşil alanları, orman ve ortak kullanım bölgeleri kaçak yapılaşmalarla, rant kavgalarıyla sürekli olarak yağmalanmaktadır. Bu duruma ekonomik ve politik nedenlerle sürekli olarak göz yumulmakta ve bu nedenle kentlerin geleceği tehdit edilmektedir.

Kentin ortak alanlarının yağmalanmasını önleyecek ve çok kez bizzat devlet ve yerel yönetimlerce işlenen 'kente karşı suç' kavramını güvenceye alıp, takip edebilecek özerk bir yapılanma gereklidir. Bu özerk yapılanma yine kentlilerin ortak iradesini ortaya koyan mekanizmalar eliyle denetlenmelidir" diye konuştu. Soğancı, şöyle devam etti:

"Kentte yaşayanların örgütlü katılımını ön plana alan, kent hukukunu gözeten, demokratik katılıma açık olan, merkezi bürokratik anlayışa sahip olmayan bir yerel yönetim ve planlama, kentin kendiliğinden gelişiminden çıkar sağlayan grupların faaliyetlerini de engelleyebilir. Sağlıklı bir kent yönetimi ve planlaması ancak kent halkının karara katılacağı süreçlerin yaratılması, bilgi dolaşımı ve saydamlığın sağlanabilmesi ile mümkün olabilir. Toplumsal yaşama, kente dair sağlıklı karar verebilmek, o konuda bilgi sahibi olmakla mümkündür. Günümüzde bilgi, yalnızca sınırlı sayıda bazı kesimlerce erişilebilir niteliktedir. Bu durumda kararlara çok kişinin katılımı ile ulaşılmış olması da tek başına bu süreci demokratik kılmaz. Dolayısıyla yöre halkının bilgiye özgürce erişme olanakları geliştirilerek, akılcı ve sağlıklı karar üretme süreçleri yaşama geçirilmelidir. Yerel yönetimlerin çalışmaları yüksek duvarlar, açılmaz kapılar ardına saklanmamalıdır. Bir kente sahip çıkacaklar, o kentte yaşayan bireylerdir.

Kente dair her türlü kararda kentlilerin katılımının sağlanması vazgeçilmez bir hak olmalıdır. Yatırım önceliklerinin belirlenmesinde halkın ve kitle örgütlerinin görüşlerine başvurulmalıdır. Yatırımlarda sadece ve sadece kentlinin çıkarları düşünülmelidir. Ev hanımları, gençler, öğrenciler, kentin esnafı, emekliler, mühendisler, mimarlar, şehir plancıları, doktorlar; hangi meslekten ve hangi yaş grubundan olursak olalım, bu kentte yaşıyorsak mutlaka kentin sakini değil sahibi olalım ve bunun için mücadele edelim." TMMOB Adana İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Makine Mühendisleri Odası (MMO) Adana Şube Başkanı Hüseyin Atıcı da, yerel yönetimlerin, katılımcı yönetim yaklaşımını ve demokrasiyi esas alması gerektiğinin altını çizdi.

CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan ise, katılımcı demokrasinin esasının, meslek örgütlerinin karara katılmaları olduğuna dikkat çekerek, "Dünyanın her yerinde bu böyledir. Sosyal politikalar getireceğiz diye halkın ihtiyaçlarını gündelik çözmeye çalışırsanız kentin geleceğine katkı sağlayamazsınız. Burada en önemli öge, demokrasiyi doğru anlamaktır. Bizim demokrasiyi yaşam biçimi haline getirmemiz lazım. Toplum görüşlerini dikkate almak bizim temamız olmalı" şeklinde konuştu.

Adana Valisi İlhan Atış da, projelerle ilgili toplantılar yaptıklarını, sivil toplum örgütlerinin eleştirilerini beklediklerini, ancak bu toplantılara kimsenin gelmediğini ifade ederek, "Size katılıyorum. Yönetimde herkes, sivil toplum örgütleri de söz sahibi olmalı. Adana bizim evimiz. Evimizde kaçak yapılar varsa, burada kusur başta vali olmak üzere bu şehri yönetenlerdedir. Mühendisler, mimarlar ağırlıklarını koyarlarsa çarpık kentleşme önlenir. Ağırlığınızı koymazsanız böyle devam eder. Ben sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle her zaman çalışmaya hazırım. Sadece sempozyumdan sempozyuma bir araya gelmeyelim" dedi.

Açılış konuşmalarının ardından verilen kısa aranın ardından sempozyuma geçildi. Sempozyum, 2 gün boyunca gerçekleştirilecek çeşitli sunumlarla devam edecek.

(MT-ÖZ-Y)

Haber Yayın Tarihi: 09 Mayıs 2008 Cuma Saat 14:43

Yazdırılan Sayfa: http://www.haberler.com/adana-kent-sorunlari-sempozyumu-basladi-haberi/

(C) 2006-2008 Haberler.Com
Yeni Medya Elektronik Yayıncılık Ltd Şti.